Diş ve ağız temizliğine küçük yaşlarda başlanılması çok önemli. Çocukların erken yaşta diş hekimi ile tanışmaları, sonrasında diş hekimi korkusunun üstesinden gelmelerine de yardımcı oluyor. Süt dişleri nasılsa dökülecek yerine yenisi gelecek diye ilgilenilmiyor. Oysa süt dişlerinin sağlıklı olması ileride çıkacak olan sürekli dişlerin dayanıklılığını etkiliyor. Vaktinden önce kaybedilen süt dişleri, sürekli dişlerin sağlığını etkilediği gibi dizilimde de bozukluklara neden oluyor. Çocuklarda 3 yaşından önce diş macunu kullanımı tavsiye edilmiyor. Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu konuyla ilgili görüşlerini aktarıyor.

SÜT DİŞLERİNİN ÖNEMİ Süt dişleri çocuğun düzgün beslenmesini sağlar. Süt dişleri kapladıkları alanı kendilerinin yerine gelecek olan kalıcı diş için korur. Süt dişleri zamanından önce çekildiğinde, gelecek olan dişe ayrılmış yer de ortadan kalkar. Bu da kalıcı dişlerin olması gereken yerden farklı bir yere doğru yönelmesine ya da çıkamayıp gömülü kalmasına neden olur.

SÜT DİŞLERİNDE BULUNAN ÇÜRÜKLERİN TEDAVİSİ Tedavi edilmeyen süt dişi çürükleri; ağrı, kötü koku, çiğneme zorluğu, beslenme bozukluğu ve çirkin görüntüye sebep olur. Tedavi edilmeyen diş bozuklukları, ileride diş çarpıklığı, çene gelişiminde bozukluk ve genel sağlık problemlerine ortam hazırlar. Bu nedenle süt dişlerinde bulunan çürüklerin “bu dişler geçici zaten yerine yenisi gelecek” şeklinde düşünülerek tedavisi ertelenmemelidir.

BEBEKLERDE AĞIZ BAKIMININ ÖNEMİ Bebekler ilk 4 ay anne sütü ile beslendikleri için ağız çevrelerinde yumuşak doku ve kas fonksiyonlarının normal gelişimi sağlanacaktır. Anne sütünün yetersiz kaldığı durumlarda fizyolojik başlıklı biberon kullanılması önerilmektedir. Bebekler bir yaşından itibaren bardak ve kaşıkla beslenmeye alıştırılmalıdır. Biberonla beslenme en fazla 2 yaşına kadar devam etmelidir. Yalancı emzik kullanma, parmak emme gibi alışkanlıklara 2 veya 2.5 yaşına kadar izin verilebilir. Parmak emme alışkanlığı devam ettiği takdirde solunum problemleri ve çene gelişiminde sorunlar meydana gelir.

ÇOCUKLARDA NE ZAMAN DİŞ FIRÇASIYLA TANIŞMALI? Bebeğin ilk dişleri ağızda göründüğü zaman yani 6-8 aylıkken, sabah kahvaltısından sonra ve gece yatmadan önce dişleri temiz bir tülbent veya gazlı bezi ıslatarak silmek gerekir. Diş fırçası kullanımına çocuğun arka dişleri çıktıktan sonra başlanabilir. Okul öncesi çocukların diş fırçalama tekniği öğrenmesinden ziyade diş fırçalama alışkanlığı edinmesi daha önemlidir. Çocuklar genellikle görünen yerleri fırçalarlar. Çürük oluşumunun önlenebilmesi için özellikle ara yüzlerin ve çiğneyici yerlerin fırçalanması gerekir. Bu yüzden çocuklar dişlerini fırçaladıktan sonra anne babaların kontrol etmesi önemlidir.

DİŞ FIRÇASI SEÇİMİ Çocuklar için esnek, yumuşak, naylon kıllardan yapılmış diş fırçaları tercih edilmelidir. Sert kıllı fırçalar dişleri aşındıracağı için tercih edilmemelidir. Kılları aşınan, eskiyen fırçalar uzun süre beklenmeden değiştirilmelidir.

ÇOCUKLAR DİŞLERİNİ GÜNDE KAÇ KEZ FIRÇALAMALI? Sabah kahvaltıdan sonra ve gece yatmadan önce fırçalanması yeterli olacaktır. Etkili bir şekilde ve doğru fırçalama tekniği ile yapılması, bunun anne baba tarafından öğretilmesi çok önemlidir. Küçükken kazanılan alışkanlıklar ileriki yaşamlarında önemli bir yere sahip olur.

NE ZAMAN DİŞ MACUNU KULLANILMALIDIR? Doğumdan üç yaşına gelene kadar çocuklarda diş macunu kullanımı önerilmemektedir. 3 yaşından sonra kullanım sağlanabilir. Fakat bunda da belirli hususlara dikkat etmek gerekir. Diş macunu 3-5 cm değil, bir nohut tanesi kadar fırçanın üzerine konulmalıdır. Bu miktar dişlerin fırçalanması için yeterlidir. Düzenli diş fırçalama alışkanlığına edinen çocuklar, ileride sağlıklı dişlere sahip olacaktır.

kaynak:hürriyetaile.com

Güzel ve sağlıklı dişlerin, estetik avantajlarının yanı sıra genel vücut sağlığımıza daolumlu etkisi olduğunu vurgulayan Bakırköy Hospitadent Diş Hastanesi Başhekimi Dt. Selma Kurtoğlu, “ İhmal edilen küçük bir çürük; kalp-damar hastalıklarına, romatizmaya, ülsere, böbrek ve karaciğer sorunlarına hatta kansere bile neden olabilmektedir. Ağız ve diş sağlığının öneminin farkındalığında olan ülkelerde diş hekimine 6 ayda bir gitme zorunluluğu varkenülkemizde böyle bir zorunluluk olmamakla birlikte 2 yılda bir diş hekimine gidilmektedir. İleride oluşabilecek sistematik rahatsızlıkların önüne geçebilmek için ağız ve diş bakımını düzenli yapmak, koruyucu ve önleyici tedavileri yaptırmak esastır. “diye konuştu.
Bakırköy Hospitadent Diş Hastanesi Başhekimi Dt. Selma Kurtoğlu, ağız ve diş bakımında sağlıklı dişlere sahip olmak için 10 altın kuralı sıraladı.
1-) Sabah ve akşamdişleri fırçalamak, diş ipi kullanmak ve ağız gargaraları ile dişlerin detaylı tamtemizliğini yapmak.
Diş ipi çok yaygın olmamakla beraber diş temizliğini tamamlayan işlemdir. Dişler ne kadariyi fırçalansada ara yüzler ve protezlerin altı diş ipi yardımıyla temizlenir. Yapılan istatistiklere göre plağın ağızdan uzaklaştırılmasında diş fırçalamanın etkisi %66iken plağın ağızdan uzaklaştırılmasında diş ipinin rolü %34 olmaktadır. Günde 1 defamutlaka diş ipi kullanılmalıdır.
2-) Dengeli beslenme ağız ve diş sağlığı açısından oldukça önemlidir.
Beslenmedeilkprensip vücut için gereklihertürlüprotein vitamin , mineral ,karbonhidrat gibi tam besinlerin dengelibirşekildealınmasıdır. Bu dengeyi bozacak her türlü alışkanlıkgenel sağlığımızı nasıl olumsuz etkiliyor isediş sağlığımızı da olumsuz etkileyecektir.
3-) Fındık, ceviz gibisert besinler dişlerle kırılmamalıdır.
4) Havuç, elma gibi lifli ve çok sert besinleri yemek bir nevi diş fırçası görevi üstlenerek, dişleri temizler ve güçlendirir.
5) Şeker,çikolata lokum gibi gıdalardan sonra dişlerin özellikle fırçalanması veya bol su ileçalkalanması gerekmektedir.
6) Özellikle çocukluk çağında dişlerin çıkması ile birlikteazı dişlere fissürörtücü uygulanması çürükleri önlemektedir.
7) Şekersiz sakız çiğnemek dişlerin temizlenmesine yardımcı olur.
8) Asitli içecekleryerine doğal meyvesularıveya maden suları tercih edilmelidir.
9) Düzenli diş hekimine giderek, belirli aralıklar ile panoramik röntgen çektirerekçürük kontrolü yapılmalıdır.
10) Flor uygulaması ile dişleri güçlendirmektedir.

Kaynak : www.hospitadent.com

Diş macunlarına beyazlatıcı olarak aşındırıcılar, peroksit ve bazı enzimler eklenmiştir. Diş macunlarının içindekiler kısmında okuduğumuz kalsiyum karbonat, dikalsiyum fosfat dihidrat, alümina, silika, sodyum bikarbonat aşındırıcı partiküllerdir. Aşındırıcı partiküller diş üzerinde biriken gıda artıklarını ve diş plağını uzaklaştırmak için diş macunlarında bulunması gerekli maddelerdir. Aşındırmadan beyazlatma yapan maddeler ise peroksit, sitrat, pirofosfat, heksametafosfat, yüzey aktif madde ve enzimlerdir. Ayrıca diş macunlarına ilave edilen hidroksiapatit diş minesi üzerindeki çukurcuklara çökerek dişlerin daha beyaz ve parlak görünmesini sağlar.

Beyazlatıcı diş macunları sadece dış renklenmelere etki edebilir. İçsel renklenmelere herhangi bir etkisi söz konusu değildir.

Günümüzde beyazlatıcı diş macunu olarak tanıtılan diş macunlarının çoğu aşındırıcı etki göstererek dişleri beyazlatır. Büyük partiküllü aşındırıcı içeren bu diş macunlarıyla uzun süreli dişleri fırçalamak diş minesini aşındırır ve renklenmeye karşı daha savunmasız hale getirir. Netice olarak incelen mine tabakasına sahip dişler hassaslaşır ve hedefimizin aksine daha sarı görünür.

Beyazlatıcı diş macunları günde en fazla bir kere kullanılabilir. Bu uygulama gece yatmadan önce değil, gündüz uygulanan fırçalama işlemlerinden birinde kullanılmalıdır.

Diş rengimizin saç ve ten rengi gibi kalıtımsal ve size özel olduğunu unutmamak ve sahip olduklarımızla mutlu olmak gerekir. Yine de daha beyaz dişlere sahip olmak istiyorsanız diş hekiminizin uygulayacağı beyazlatma işlemi en etkili ve zararsız yöntemdir.

 

Kayseri Hospitadent Diş Hastanesi – Dt. Büşra Akkaya 

– See more at: https://www.hospitadent.com/dis-sagligi/beyazlaticili-dis-macunlari-gercekten-etkili-mi.html#sthash.lzdyTN9F.dpuf

Dişeti neden kanar?

Dişetinde meydana gelen kanamalar altta yatan bir dişeti rahatsızlığının habercisi olabilir. Bakteri plağı ve diştaşı (tartar) birikimleri sonucunda dişetlerinde ve dişleri çene içerisinde tutan kemikte o bölgeyle sınırlı iltihapsal bir alan oluşmakta ve dişeti kanaması ortaya çıkmaktadır.

Dişeti kanadığında ne yapılmalıdır?

Öncelikle kanama gelişen bölgeler için daha dikkatli fırçalama ve diş ipi kullanılması ile beraber ağız hijyeni en iyi seviyeye getirilmelidir ki vücudun kendini yenileme kapasitesi kendini gösterebilsin. Kanama oluşan bölgeler tüm ağız hijyeni uygulamalarına rağmen toparlama göstermiyorsa en kısa zamanda diş hekimine kontrol amaçlı gidilmelidir.

Dişeti kanamaları için nasıl önlem alınmalıdır?

Dişeti kanaması olmadan önlem alabilmek için ağız hijyeni uygulamalarına azami derecede önem gösterilmelidir. Dişler mutlaka günde 2 kere, sabah kahvaltısından sonra ve gece yatmadan önce, fırçalama süresi en az 2 dakika olacak şekilde fırçalanmalıdır. Fırçalama esnasında hem dişler hem de dişetleri masaj yapılacak şekilde fırça hareketleri uygulanmalıdır. Fırçalama sonrası için ise diş arası bakımları tam olarak yapabilmek için diş aralarında diş ipi veya diş arası fırçası gibi ağız hijyenine katkıda bulunacak yardımcı temizleyiciler kullanılmalıdır.

Dişeti kanaması diş kaybına neden olur mu?

Dişetlerinde meydana gelen kanamalar tek başına diş kayıplarına neden olmayacağı gibi altta yatan bir dişeti rahatsızlığının habercisi olabilir. Mutlaka kanama olan bölgeler hekim diş hekimi tarafından özenle incelenmeli ve sorunun kaynağı belirlenmelidir.

Dişeti kanaması olanlara tavsiyeler

Dişeti kanaması yaşayan bireylerin diş fırçalama ve diş arası bakım yapma alışkanlıklarını her ne nedenle olursa olsun bırakmamaları gerekmektedir. Ağız hijyeni iyi duruma getirildiğinde vücudun kendini yenileme kapasitesi ve hastalıklarla savaşması çok daha kolay olacaktır. Bu hastaların dişeti kanaması olmasından dolayı fırçalama yapmamaları olayı kısır bir döngü içine sokacak ve var olan durumun daha da kötüleşmesine neden olacaktır.

Kaynak www.hospitadent.com

Ağız kuruluğunun sebepleri nelerdir?

Tükürük salgısının azalmasıyla görülen ağız kuruluğuna xerostomia denir. Diyabet, parkinson, sjögren sendromu, AIDS gibi bazı hastalıklar sonucunda görülebildiği gibi hastaların devamlı kullandığı ilaçların yan etkisi olarak ,radyoterapi sonrasında, tükürük bezlerinin cerrahi olarak çıkarıldığı durumlarda veya sigara, alkol, kafein kullanımı gibi daha basit nedenlerle de görülebilmektedir.

Ağız kuruluğunun belirtileri nelerdir?

Sık susama, ağız kokusu, konuşma ve yeme zorluğu, dilde yanma hissi ve ağzın tükürük tarafından temizlenememesine bağlı çürük ve periodontal hastalıklarda artış görülebilmektedir.

Ağız kuruluğunun önlenmesi ve tedavisi nasıldır?

Önce nedenini öğrenip nedeni ortadan kaldırmaya yönelik tedavi uygulanmalıdır. Herhangi bir hastalıktansa o hastalık kontrol altına alınmalıdır. Dişler daha iyi temizlenmeli, ağız bakımına daha çok dikkat edilmelidir. Sigara, alkol ve şekerli gıdalardan uzak durulmalıdır. Gerekirse doktor kontrolü altında eczaneden yapay tükürük tabletleri alınabilir. Şekersiz sakız çiğnenebilir, sık sık ağız suyla ıslatılabilir, floridli macun ve gargara kullanılabilir, C vitamini alınabilir.

Kanserler ağzın en sık hangi bölgelerinde görülür ve önemi nedir?

Ağız kanserleri genellikle dudak üstünde, ağzın içinde, gırtlak, bademcikler veya tükürük bezleri arkasında meydana gelir. Damakta ve yanakta nadir görülür. Tüm kanserlerde olduğu gibi tedavisinden olumlu sonuç almak için, kanserin vücudun diğer kısımlarına yayılmasını önlemek ve yüzde şekil bozukluğu ile konuşma ve çiğneme zorluğunu engellemek için erken teşhis çok önemlidir.

 

Dt. Yasemin Büyükkarhan – Hospitadent Bakırköy

 

Dişeti, dişi çevreleyen ve onu korumakla görevli bir dokudur. diş taşları, iyi yapılmamış köprüler ya da ailesel yatkınlığa bağlı olarak gelişebilmektedir. Diş kemiğinin bakterilere bağı olarak derinlere doğru erimesi ve bunun da sonucu olarak dişetinin de onu takip ederek aşağı doğru inmesidir. Diş eti çekilmesinin nedenleri arasında en büyük payı ise diş taşları ve diş eti hastalıkları alır. Diş taşları erken dönemde temizlenmezse dişin derinliklerine doğru kendine yer açmaya başlar. Erken süreçte bu rahatsızlıkla ilgilenilirse dişeti çekilmesi olmaz. Geç kalınmış müdahalede diş kayıplarına varan sorunlar yaşanabilmektedir. İstatistikler diş eti çekilmelerinden kaynaklanan diş kayıplarının, diş çürüklerinden daha fazla olduğunu göstermektedir.

DİŞ ETİ ÇEKİLMELERİNİN SINIFLANDIRILMASI

Diş eti çekilmesi akut ve kronik olmak üzere iki kısımda sınıflandırılabilir. Diş eti çekilmesinin hangi tipte oluğu ancak bir doktor muayenesi ile anlaşılabilir. 1-2 mm. kadarlık diş eti çekilmesi genelde çok büyük sorunlara yol açmaz ve kronik diş eti çekilmesi olarak adlandırılır. Kronik diş eti çekilmesi daha yavaş ilerler. Ama 3-4 mm. lik diş eti çekilmeleri ya da çok hızlı ilerleyen diş eti çekilmeleri ise akut diş eti çekilmesi olarak adlandırılır. Tedavisi mutlaka yapılmalıdır. Özellikle kanamalı durumlarda cerrahi operasyon gerekebilir.

DİŞ ETİ NEDEN ÇEKİLİR?

Dişeti genel olarak diş bakımının yapılmaması, yanlış fırçalama, genetik yatkınlık ya da kişide var olan dişeti hastalıkları nedeni ile çekilir. Bunlar arasında dişlerin fırçalanmaması merkezde yer alan en önemli etkendir. Diğer etkenler ise diş eti çekilmesini hızlandırır. Her diş doktorunun tavsiye ettiği gibi dişler günde 3 kez mutlaka fırçalanmalıdır. Çünkü diş fırçalama, yemek sonrası dişler arasında kalan yemek artıkları ile bakterilerin bütünleşerek burada üreyerek kalıcı bir hal almasını ve dişeti tahribatına neden olmasını engeller. Eğer, eğer her yemek sonrası fırçalanmazsa öğün hatta gün, hafta atlanarak fırçalanmaması dişe yapışan bakterilerin plak(tırnağınızla dişinizin üzerini kazıyarak plağı fark edebilirsiniz) oluşturmasına ve zamanla bir daha da kazınamamasına ve konuşlanmasına sebep olur. Dişetinde kalıcı hale gelen bakteriler, öğünlerle birlikte daha da çoğalarak yani beslenerek kendine daha fazla alan bulmak isterler. Sonuç olarak bakteri plağı yavaş yavaş aşağılara dişin derinliklerine doğru ilerler.


DİŞ ETİ ÇEKİLMELERİNİN DİĞER NEDENLERİ
Yaşlanma,
Dişleri sıkmak ya da gıcırdatmak,
Diş taşları ve bakteri plağı,(en sık görülen sebebi)
Çarpık, düzensiz, rotasyona uğramış bozuk diş dizileri,
Diş eti iltihabı veya periodontitis nedeni ile diş etinde oluşan iltihaplı ve dejeneratif değişimler,
Travmatik ve cerrahi yaralanmalar,
Dudak, yanak kas bağlantılarının diş etlerine yakın olmaları,
Dişler arasına gereksiz ve çok fazla kürdan, toplu iğne vb. cisimler sokularak, diş etinin tahriş edilmesi,
Sigara içme alışkanlığı,
Kötü beslenme ve bunun sonucunda bağışıklık sisteminin zayıflaması,
Şeker hastalığı,
Ağız içindeki restorasyonlar,
Doğum kontrol hapları, anti-depresanlar, kalp ilaçları kullanılması,
Hamilelik, puberte, menapoz, mensturasyon gibi hormonal değişiklikler,
Stres

DİŞ ETİ ÇEKİLMESİNİN BELİRTİLERİ

Diş eti çekilmesinin ilk belirtisi ise ağızda koku (halitozis) meydana gelmesidir. Daha sonra bu belirtiyi diş eti kanamaları takip eder. Sağlıklı diş etlerinde kanama meydana gelmemektedir.

DİŞ ETİ ÇEKİLMESİ NASIL ÖNLENİR?

Aslında diş eti çekilmesinin önlenmesi oldukça basit ve fazla zaman almayan bir iştir. Diş eti çekilmesinde ister tedavi öncesi olsun isterse de tedavi sonrası olsun mutlaka dişler fırçalanmalıdır. Günde 3 defa dişler fırçalanmalıdır. Ön, arka ve üst yüzeylerin fırçalanması zaten herkes tarafından yapılmaktadır. Dişler fırçalanırken dişetinden dişe doğru ve süpürme hareketi yapılarak fırçalanmalıdır. Yani, üst çenede yukarıdan aşağı alt çenede ise aşağıdan yukarı yapılmalıdır. Ağız temizliği yapılırken dişlerin yanında dilin temizliği de mutlaka yapılmalıdır. Dil, pürüzlü yüzeyi ile bakterileri barındırma yeteneğinde olan bir organımızdır. Ağız ve diş temizliğinde zengin lif ve sodyum bi karbonat iyonlarına sahip misvakın önemli rolünü de unutmamak gerekir.

Dişlerin, iki dişin birleştiği araları da mutlaka fırçalanmalıdır. Buna ilaveten diş fırçasının ulaşamadığı diş araları da diş ipi kullanılarak temizlenmelidir. Bazen dişler arası mesafe büyük olduğunda diş ipi bu yüzeyleri temizleyemez. Bu bölgeler için arayüz fırçası adı verilen fırçalar kullanılabilir. Ara yüz fırçasının da yetersiz olduğu durumlarda ağız duşu adı verilen ve eczanelerden temin edebileceğiniz aparatların kullanılmasında fayda bulunmaktadır. Ağız duşu, basıçlı su ile diş aralarının temizlenmesine yardımcı olur. Ağızda oluştuğu farkedilem diş taşları ya da diğer adı ile tartarların uzman biri tarafından temizlenmesi diş eti çekilmesinin önlenmesinde önemli bir adımdır. Ağız ve temizliğinde eczanelerde satılan ağız gargaraları da kullanılabilir.

Company SA
CIF: B123456789
New Burlington St, 123
CP: W1B 5NF Londra (Birleşik Krallık)
Tel: 9XX 123 456

office@company.com

Hayata Dair Hersey
Araç çubuğuna atla